Kayıtlar

Ağustos, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Türklerin Neden Kendine Ait Bir Mezhebi Yoktur? Arap Mezhepçiliğinden Türk Tasavvufuna

 İslam dünyasında ve diğer semavi dinlerde inanç formlarının nasıl şekillendiğini incelediğimizde, mezhep ve tarikat kavramlarının arkasındaki sosyo-kültürel harita son derece dikkat çekicidir. Sayıları yüzü bulan, şubeleriyle birlikte muazzam bir ağ oluşturan tarikat yapıları yalnızca İslam coğrafyasına özgü değildir; Hristiyanlık ve Musevilikte de sayıları yetmiş beşi bulan benzer mistik ve kurumsal oluşumlar mevcuttur. Ancak bu yapının İslam dünyasındaki neşvünema bulma şekli, arkasındaki zihniyet dünyasını net bir şekilde ortaya koyar: Araplar mezhep kurucusudur, Türkler ise tarikat kurucusudur. Peki, Türklerin Neden Kendilerine Ait Bir Mezhebi Yoktur? İslam tarihi boyunca Malikilik, Şafilik, Hanbelilik ve Hanefilik gibi hukuki ve kuralcı yapılar hep Arap coğrafyası ve zihniyetinin ürünleri olarak doğmuştur. Türkler ise kitleler halinde İslam’a geçerken sıfırdan fıkhi bir mezhep kurma ihtiyacı hissetmemişlerdir. Çünkü mezhep; normatif, kuralcı, sınırları çizilmiş ve hukuki kurg...

Zamanın ve Taşın Kesişimi: Antik Çağ’dan Günümüze Bünyan’ın Tarihi Mirası

Resim
  Zamanın ve Taşın Kesişimi: Antik Çağ’dan Günümüze Bünyan’ın Tarihi Mirası İç Anadolu’nun kalbinde, Erciyes Dağı’nın kuzeydoğu eteklerinde yer alan Bünyan; yalnızca coğrafi bir yerleşim yeri değil, yüzyıllar boyunca farklı medeniyetlerin ayak izlerini taşıyan köklü bir tarih ve kültür kavşağıdır. İpek Yolu güzergâhı üzerindeki stratejik konumu, bol su kaynakları ve verimli toprakları, Bünyan’ı tarih boyunca bölgenin vazgeçilmez yerleşim merkezlerinden biri haline getirmiştir. Sarımsaklı’dan Bünyan-ı Hamit’e: İsim ve Siyaset Tarihi Bölgenin tarihi, Hititler ve Frigler dönemine kadar uzanmaktadır. Klasik Antik Çağ ve Bizans döneminde yerleşim izleri barındıran coğrafya, Türklerin Anadolu’yu fethiyle birlikte Türk-İslam kimliğine bürünmüştür. Tarihi kayıtlarda uzun süre "Sarımsaklı" olarak anılan ilçe, 19. yüzyılın sonlarında Sultan II. Abdülhamid’e ithafen "Bünyan-ı Hamit" (Hamid’in Yapıları/Binaları) adını almıştır. Ancak 1908 yılında II. Meşrutiyet’in ilanıyla bi...

SULTAN ABDULHAMİDİN SANAT ZEVKİ

Resim
  Doğu ile Batı’nın Kesişiminde Bir Hükümdar: Sultan II. Abdülhamid’in Sanat Zevki ve Estetik Dünyası Osmanlı İmparatorluğu’nun en fırtınalı dönemlerinden birinde tahtta bulunan Sultan II. Abdülhamid, siyasi ve diplomatik hamleleriyle olduğu kadar, kendi çağı için oldukça özgün ve çok katmanlı sanat zevkiyle de dikkat çeken bir hükümdardı. Şehzadeliğinden itibaren kendi içine dönük, gözlemci ve uygulamaya dayalı bir estetik disiplin geliştiren Sultan, Batı’nın teknik ve form dünyası ile Doğu’nun köklü geleneksel sanatlarını aynı çatı altında birleştirmeyi başarmıştır. Marangozluk: Bir İnce Zanaat ve Meditasyon II. Abdülhamid denildiğinde sanat alanında akla gelen ilk husus şüphesiz onun marangozluk zanaatındaki ustalığıdır. Marangozluğu sadece bir hobi olarak değil, aynı zamanda bir zihin dinlendirme yöntemi ve disiplin aracı olarak görmüştür. Yıldız Sarayı bünyesinde kurdurduğu Tamirhane-i Hümayun , dönemin en ileri teknolojiye sahip ahşap atölyelerinden biri haline gelmiştir. Sul...

O ÇOK ÖZENDİĞİNİZ BATI

Resim
  Batı’nın Karanlık Mirası ve Doğu’dan Çalınan Medeniyet Günümüzde "Batı" denildiğinde zihinlerde hemen insan hakları, demokrasi, bilim, yüksek yaşam standartları ve modernlik algısı oluşturulur. Doğu toplumlarına ise yıllardır kendilerini eksik, geri kalmış ve Batı’ya muhtaç hissettiren sistemli bir aşağılık kompleksi aşılanmıştır. Oysa tarihsel gerçeklerin üzerindeki örttükleri tülü kaldırdığımızda karşımıza bambaşka bir tablo çıkar: Batı'nın zenginliği ve "çağdaşlığı", Doğu’nun birikiminin gasp edilmesi ve sömürülen coğrafyaların kanı üzerine inşa edilmiştir. 1. Zenginliğin Kaynağı: Medeniyet Değil, Vahşi Sömürgecilik Batı'nın Sanayi Devrimi’ni yapması ve bugünkü refah seviyesine ulaşması, onların iddia ettiği gibi sadece "üstün zekâ veya çalışma ahlakı" ile açıklanamaz. Bu zenginliğin temelinde devasa bir soygun mekanizması yatar. İnka ve Aztek’in Altınları: İspanyol ve Portekizli sömürgeciler, Güney Amerika’daki yerli medeniyetleri katlederek...

ÖZGÜRLÜK HEYKELİ'NE AİT GERÇEKLER

Resim
  Doğu’nun Işığından Batı’nın Simgesine: Özgürlük Heykeli ve Süveyş Kanalı Gerçeği Günümüzde Amerika Birleşik Devletleri’nin ve küresel ölçekte özgürlük düşüncesinin en bilinen simgelerinden biri olan Özgürlük Anıtı ( Statue of Liberty ) , kökleri 1860’lı yılların Osmanlı Mısır’ına ve Süveyş Kanalı projesine uzanan oldukça sıra dışı bir tasarım öyküsüne sahiptir. Popüler kültürde ve bazı tarih yayınlarında sıkça dile getirilen "Özgürlük Heykeli aslında Sultan Abdülaziz tarafından Süveyş Kanalı için sipariş edildi" iddiası, kökleri gerçek bir olaya dayanan ancak zamanla şehir efsanesine dönüşmüş bir anlatıdır. Peki işin aslı nedir? Arşiv belgeleri, heykeltıraşın orijinal çizimleri ve dönemin siyasi şartları ışığında bu tarihi serüveni adım adım inceleyelim. 1. İlk Fikir: Mısır Asya’ya Işık Saçıyor (Egypt Carrying the Light to Asia) 1850’li ve 1860’lı yıllarda Osmanlı Devleti’ne bağlı bir eyalet olan Mısır’da, Akdeniz ile Kızıldeniz’i birleştirecek olan Süveyş Kanalı inşa edi...

Tarihin Ayna Açısı: 15 Ağustos ve Dönüm Noktalarının İzinde

  Tarihin Ayna Açısı: 15 Ağustos ve Dönüm Noktalarının İzinde Zamanın akışı içinde bazı tarihler vardır ki, takvimde sıradan bir yaprak gibi görünse de arkalarında büyük imparatorlukların kaderini, stratejik kırılmaları ve toplumsal hafızada iz bırakan olayları taşırlar. 15 Ağustos , Türk ve dünya tarihi açısından tam da böyle bir kesişim noktasıdır. Devlet aklının, askerî dehanın, diplomatik hamlelerin ve kimi zaman da toplumsal kırılmaların denk geldiği bu özel gün, tarihin dönemeç haritasını okumak isteyenler için zengin bir tablo sunar. 1. Doğu İmparatorluğunun Düşüşü: Trabzon’un Fethi (15 Ağustos 1461) Fatih Sultan Mehmed’in İstanbul’u fethinden (1453) sonra Bizans’ın son kalıntısı ve Doğu’daki önemli güç merkezlerinden biri olan Trabzon Rum İmparatorluğu , 15 Ağustos 1461’de Osmanlı topraklarına katıldı. Fatih’in Karadeniz’i bir "Türk gölü" haline getirme stratejisinin ve Anadolu birliğini sağlama idealinin en kritik adımlarından biri olan bu fetih, yalnızca askerî bir ...

ÇERÇEVE YASA

Hukuk Devleti ile Siyasi İrade Arasında: 12 Maddelik "Çerçeve Yasa" Üzerine Eleştirel Bir İnceleme ​TBMM genel kurulunda kabul edilen 12 maddelik "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi" , Türkiye'nin siyasi, hukuki ve vicdani gündeminin tam ortasına oturdu. Kamuoyunda "Çözüm ve Bütünleşme Çerçeve Yasası" olarak adlandırılan bu düzenleme, bir yandan idari süreçlerde esneklik vaat ederken, diğer yandan hem hukuk devleti ilkeleri hem de toplumsal hafıza açısından son derece ağır soru işaretleri barındırıyor. ​Bu yazıda, söz konusu yasanın hukuki sakıncalarını, terör örgütü PKK'nın meşrulaştırılması riskini ve bu durumun aziz şehitlerimizin hatırası ile gazilerimizin haklarına yönelik yarattığı vicdani tahribatı eleştirel bir süzgeçten geçiriyoruz. ​1. Yasa Ne Getiriyor? ​12 maddeden oluşan kanun metni, temel olarak şu üç ana sacayağı üzerine oturuyor: ​ İdari ve Kurumsal Yetki Devri: Sürecin yönetimi, t...

KAVALALI MEHMET ALİ PAŞA

  Bir Valinin Ötesinde: Kavalalı Mehmet Ali Paşa ve Osmanlı’da Modernleşme Paradoksu yüzyıl Osmanlı tarihi incelendiğinde; devletin kendi içinden çıkan, merkezi otoriteyi en çok zorlayan fakat aynı zamanda coğrafyaya en radikal modernleşme hamlelerini getiren figürlerin başında Kavalalı Mehmet Ali Paşa gelir. Kavala’dan Mısır’a bir okçu birliği komutanı olarak giden ve kısa sürede Mısır Valiliği’ni ele geçiren bu tarihi şahsiyet, uyguladığı reformlar ve yürüttüğü bağımsız siyasetle imparatorluğun kaderini kökten değiştirmiştir. Mısır’da Bir Devlet Doğuyor: Askeri ve İdari Reformlar Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın tarih sahnesindeki en özgün yönü, Mısır’ı sıradan bir Osmanlı vilayeti olmaktan çıkarıp Batı standartlarında modern bir eyalete dönüştürmüş olmasıdır. Memlük beylerinin nüfuzunu kırdıktan sonra Mısır’da tam kontrolü sağlayan Paşa, şu stratejik adımları atmıştır: Modern Ordu ve Donanma: Fransız subayların danışmanlığında "Nizâm-ı Cedîd" benzeri yerli ve düzenli bir Mıs...